– “Kendine güveniyor musun”?
– “Nasıl bir soru şimdi bu, tabi ki güveniyorum. O kadar okullar bitirdim, işlerde çalıştım, eğitimler aldım, diller öğrendim, kendime sürekli bir şeyler ekledim. Ekledikçe güvenim arttı, kendimi daha iyi ifade eder hale geldim. Kendime güvenim geldi”.
– “Yani bunları yapmasaydın kendine güvenmeyecek miydin”?
– “Nasıl olabilirim ki; insanlar sürekli neler yaptığıma, ne giydiğime ne çıkardığıma, hangi okuldan mezun olduğuma bakıyorlar, soruyorlar. Bunları yapmazsam kendime nasıl güvenebilirim ben? İnsanların sürekli şu okuldan mezunsa başarılıdır, oradan giyiniyorsa zengindir, oraya gidiyorsa zevkli bir insandır gibi ön yargıları var. Bunları geçmeden nasıl kendime güvenebilirim”?
– “Aslında baktığında bütün bunlar ‘ben’ine eklediğin açılımlar. Ben sana ‘kendine güveniyor musun?’ diye sordum”.
– “Kafamı karıştırıyorsun”…
– “Bize öğretilen şey sürekli ‘ben’imize bir şeyler ekledikçe kendimize güvenebileceğimiz yönünde oluyor. Kendimizi başkasının karşısında daha iyi hissetmeyi, kendine güvenen bir insan olmayı ancak bunlar olursa olur zannediyoruz. Peki ben sadece ‘kendim’ olduğum halimle insanların karşısına çıkabilsem; kendi özümdeki güçle, ondan aldığım güvenle, onun bir parçası olarak! Neden kendimizi olduğumuz gibi göstermek istemiyoruz, neden korkuyoruz”?
– “Bilmem, belki kabul edilmemekten”
– “Peki ya bunun ‘gerçek kendine, özüne’ güvenmemekten geldiğini söylesem”.
– ?????
– Sen, özden gelensin. Özüne teslim olup, onu idrak edip yaşarsan öz de sen olursun, sen de öz…O zaman ne korku kalır, ne endişe, ne kaygı. Sadece güven ve teslimiyet. İşte bu ruh hali sana üstüne bir şeyler eklemeden de kendine güvenebileceğinin duygusunu verir!






















