“Hayat bisiklete binmek gibidir; dengede kalmak istiyorsan harekete devam etmelisin!”
Hepimiz; “hareket etmeliyim, spor yapmalıyım, koşmalıyım, yürümeliyim vb… gibi” birçok cümle sarfederiz hayatımızın akışı içinde. Bazen, işten vakit bulamayız; bazen çocuktan, bazen de evde TV karşısında oturup çekirdek çitmek daha çekici gelir bize. Ve sonuçta hep bir beklenti, hep bir milad vardır harekete geçmek, spor yapmak için.
Bir yandan da hep şu sorulur “Şu karın kaç ayda erir?”, “Bu basenler için ne kadar çalışmam lazım”, “Yaza hazır olur muyum?”…
Harekete geçebilmenin motivasyonu ne olmalı? Ne yapmalı ki ya da kendimize ne demeli ki, en sevdiğimiz diziden kendimizi alıkoyup spor yapalım ya da gün içinde bizi limon gibi sıkıp posamızı bırakan toplantılardan sonra kendimizde güç bulup yürüyüş yapalım, bisiklete binelim veya bazı en basit esneme hareketleri yapalım?
Harekete geçmek için zinde olmayı bekliyoruz; ama zinde olabilmek için de harekete geçmek gerekiyor. Tam bir kısır döngü. İş yorgunluğunun ardından spor yapmayı büyük bir külfet olarak düşünüyoruz; halbuki yarım saatlik orta şiddetteki yürüyüş ya da çeşitli bedensel egzersizler bize kaybettiğimiz günümüzü ve kendimizi bize tekrardan kazandıracağını unutuyoruz.
Mutluluk hormonu olarak da adlandırılan “endorfin hormonu” vücudun acı, ağrı gibi durumlarla baş edebilmesi için salgılanan bir hormondur. Salgılandığında acı iletimini yavaşlatır ya da tamamen durdurabilir. Kimyasal yapısı morfin ile benzerdir; ancak endorfin sadece beyinde üretilir ve kimyasal olarak sentezlenerek vücuda enjekte edilen morfinden daha güçlüdür.
Bu da bizim masa başında ağrıyan sırtımıza, bacaklarımızdaki uyuşukluklara, hatta topuklu ayakkabı üstünde geçen koca bir güne derman olabilecek tek doğal ilaçtır.
Stresli bir günün ardından, vücudumuzda gereğinden fazla adrenalin salınımı gerçekleşir. Bu da bedenimizde istemediğimiz ağrılara ve sakin olamamıza neden olmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda, yarım saatlik fiziksel bir aktivitenin metabolizmayı hızlandırarak vücudun adrenalin hormonundan daha çabuk kurtulmasını sağlamaktadır. Ve bu zaman zarfı içinde salgılanan endorfin hormonuyla da vücud; yatışır, rahatlar ve kendini onararak güne yeniden daha zinde başlama şansı elde eder.
Stresle, endorfinle, yorgunlukla işim yok; “ben yarım saat hareket ederek bu göbeği eritebileceğime inanmıyorum” diyor olabilirsiniz. O halde hedefi doğru belirlemek gerekiyor. Nihai amaç; kilo vermek, vücudu şekillendirmek olabilir. Ancak bunun için adım adım ama emin adımlarla ilerlemeyi tercih etmelisiniz. Öncelikle kendinize sadece bir hafta verin! Ve bu bir haftada, sadece 5 günde, hafta sonu yine size kalsın; yapmış olduğunuz bedensel aktivitenin bedeninize, zihninize ve ruh dünyanıza neler kazandırdığını ve neleri unutmanızı kolaylaştırdığını görün. İkinci haftada, vücudunuzdaki hareketlenmeyi kendiniz hissedeceksiniz. Üçüncü haftanın sonunda ise; artık talep eden vücudunuz olacak. O hep kafanızı kurcalayan “vücudunuzun şekillenmesi” kendiliğinden başlamış ve rayına oturmuş olacak.
Beden ve zihin sağlığınızın sizden tek istediği bisiklet pedalına “ilk ivmeyi” vermeniz!
